Rastgele Yazı

Sadettin Köpek’i öldürenler arasında bulunan Emir-i Alem Togan kimdir?

Sadettin Köpek’i öldürenler arasında bulunan Emir-i Alem Togan kimdir?

Devleti ele geçiren ve emirleri tek tek öldüren Sadettin Köpek’i Sultan 2. Gıyaseddin Köpek’i öldürme planı yapar. Peki Sadettin Köpek’i öldürenler arasında bulunan Emir-i Alem Togan kimdir?Kaynaklarda hakkında pek bir bilgi bulunmasa da Anadolu Selçuklu Devleti döneminde 2. Gıyaseddin Keyhüsrev’in emirlerinden biri olduğu bilinmektedir. Anadolu Selçuklu Devleti’nin başına musallat olan Sadettin Köpek’in öldürülmesinde büyük pay sahibidir.

Emir Sadettin Köpek’in Anadolu Selçuklu Devleti’ni ele geçirmek üzere olduğunu farkeden 2. Gıyaseddin Keyhüsrev, onu öldürmek için bir plan hazırladı. Sadettin Köpek’i öldürme görevini ise Sivas Subaşısı Hüsameddin Karaca’ya verdi.

Hüsameddin Karaca’nın Sadettin Köpek’in güveninin kazanmasının ardından Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev’in emrini yerine getirmek için harekete geçti. Bu plan çerçevesinde Hüsameddin Karaca, bir ziyafet düzenledi. Ziyafette zaaf hali kollanan Saadettin Köpek, def-i hacet için sultandan izin alıp dı­şarı çıktı. Kapının arkasında bekleyen Hüsameddin Karaca, Sadettin Köpek, kapıdan çıkarken onun kafasına vurdu. Ama sopa yüzünü sıyırıp omuzuna isabet etti. Darbenin et­kisiyle afalladığı gibi, yüzü de kan için kalan Sadettin Köpek, bir­den toparlanıp kaçmaya başladı. Kılıcını çeken Emir-i Alem Togan, onun peşine düştü. Sadettin Köpek, can havliyle kendini bir odaya attı. Burada o kılıç, gürz ve bıçak darbeleriyle öldü­rüldü. Emir-i Alem Togan, Hüsamettin Karaca ile Saadettin Köpek’i sıkıştığı yerde öldürerek devleti büyük bir beladan kurtarılmasına yardımcı oldu.

 

MAHPERİ HATUN KİMDİR?
Diriliş Ertuğrul’un son bölümünde ortaya çıkan I. Alaaddin Keykubad’ın eşi Mahperi(Hunad) Hatun kimdir?Hunad Hatun, Hunat Hatun ya da Hunad Mahperi Hatun, I. Alaeddin Keykubad’ın eşi, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesidir.Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaptırdığı medreseler, aşevleri ve daha pek çok eser bırakmıştır. Kayseri’de adını taşıyan büyük bir külliyesi vardır.Babası, Antalya yakınındaki Kalanoros (Alanya) Kalesi’nin hakimi Kir Fard idi. Kimi kaynaklara göre babası Adom adlı bir Ermeni büyüğünün oğlu olarak gösterilse de “Kir” unvanı, Bizanslı bir asilzâde olduğunu gösterir. Amcası ise Alara Kalesi’nin hakimi idi.1146’da Konya’yı kuşatıp alamayan Bizans’ın otoritesi Anadolu’dan çekilmiş; Miryokefalon Muharebesi ve IV. Haçlı Seferi’nden sonra Akdeniz sahili ile bağlantısı kesilmiş ve Akdeniz’de bağımsız hareket eden şehirler ortaya çıkmıştı.. Kalanaros Kalesi hakimi babası Kir Fard da Bizans bölgeden otoritesini çekince bağımsız hareket etmeye başlamıştı; bölgenin ruhani lideri gibiydi. Aleaddin Keykubad Alanyayı kuşattmış ve Kir Fard Keykubad’a bir mektup göndererek anlaşma yapmak istemiştir. Mektupta “Eğer bana aman ve ülkenizde kalan ömrümü geçirecek bir yer verilirse büyük bir lütuf olacaktır” yazılıdır. I. Aleaddin Keykubad, Kir Fard’ın bu teklifini kabul etmiş ve “Sadakatini ispat için ailesi efradından birini akrabalığımıza arz ederse hakkındaki güvencemiz artmış olur” diye cevap vermiştir. Bunun üzerine Kir Fard kızını I. Aleaddin Keykubad’a eş olarak göndermiştir.[3] Kendisine kaleyi devreden Kir Fard’a Akşehir ve iki karyesi mülk olarak verildi.

Prensesin evlenmeden önceki adı Prenses Destina’dır. Evlendikten sonra “Mahperi” ismini aldı. Kendisine verilen Huand (Hont) unvanı, Farsça “Efendi” “Büyük Hatun” anlamına gelir; halk arasında “Hunat”a çevrilerek asıl isminin yerine geçmiştir. Evlendikten sonra uzun süre Hristiyan olarak yaşamıştır. Bu durumun Alâeddin Keykubat’ın saltanatının son yıllarına kadar devam ettiği bilinir.Hayatının büyük bölümünü Kayseri’deki Keykubadiye Sarayı’nda geçiren Hunad Mahperi Hatun’un Sultan Alaâeddin Keykubad ile evliliğinden II. Gıyaseddin Keyhüsrev adlı oğlu dünyaya geldi. Alâeddin Keykubad Mısır Eyyubi hükümdarı Melik Adil’in kızı Melike Adile (Gaziye Hatun) ile ikinci bir evlilik yapıp bu evlilikten iki kız iki oğlan çocuk sahibi olmuş ve 1237’de ortanca oğlu İzeddin Kılıçarslan’ı veliaht ilan etmiştir. Sultanın bu olaydan kısa bir süre sonra zehirlenerek aniden ölmesi üzerine iki Sultan eşi arasında kendi oğullarını devletin başına geçirmek için büyük bir mücadele yaşandı. Dönemin vezirleri ve emirlerinin yardımıyla mücadeleyi Hunat Hatun kazandı, Anadolu Selçuklu tahtına oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev geçirildi. Taht mücadelesinin sonunda Melike Adil Ankara Kalesi’nde, oğulları Borgulu Kalesi’nde öldürülmüş, kızları Anadolu’dan uzaklaştırılmıştır. Tarihçiler daha sonraki hadiselere bakarak, Sultan’ın zehirlenmesi hadisesinde, büyük oğlu Keyhüsrev ve kendisine yakın emirleri ile Valide Sultan Hunat Hatun’un ilgisinin olduğunu düşünmüşlerdir.

Oğlunun saltanatı sırasında Hunat Hatun’un Müslüman olduğu ve kendini hayır işlerine verdiği bilinmektedir. Kayseri’de kendi adını taşıyan bir külliye yaptırmıştır. Medrese, cami, türbe ve hamamdan oluşan külliyedeki yapılardan caminin inşa kitabesinde Hicri 635 (Miladi takvime göre 1238) yılında yapıldığı yazılıdır. Eşinin şüpheli biçimde zehirlenerek ölmesi, Melike Adile ve oğullarının öldürülmesinden sonra Hunat Hatun’un Müslüman olması ve cami yaptırması kimi kaynaklarda kendini affettirmek, geçmişini unutturmak çabası olarak değerlendirilmiştir.Kayseri’deki külliye içindeki türbesini sağlığında yaptırdığı düşünülür. Geçmişteki Hristiyan kimliği ve eşinin tartışmalı ölümü nedeniyle siyasi anlamda çekingen davrandığı, başkent Konya’dan uzak durduğu düşünülür. İmar faaliyetlerini Kayseri’nin yanı sıra Tokat, Amasya, Yozgat, Sivas çevrelerine yoğunlaştırmıştır. Bu çevrelerde büyük boyutlu hanlar inşa ettirmiştir. Kitabelerde unvanı “’Saffetü’d-dünya ve’d Din Mah-peri Hatun” (Din ve dünyanın yüz akı) olarak geçer. Bu gibi ifadeler hükümdarlara mahsus idi; hanımların ismi “Saffetü’d-dünya ve’d Din” unvanından sonra geçmezdi. Mahperi Hatun isminin bu unvanla kullanılması, oğlunun saltanat döneminde gücünün büyük olduğunu gösterir.

Halk arasında Hunat Hatun’un Müslüman olmasına, kendisine İncesu’yun Tekke Dağı’nda birzaviye yaptırıp etrafındaki geniş araziyi vakıf olarak bağışladığı Şeyh Turasan Veli’nin sebep olduğunu anlatan bir menkıbe de bulunmaktadır.1243 yılında Moğollar Kayseri’yi ele geçirdiğinde gelini Gürcü Hatun ve torunu Selçuk Hatun ile birlikte kaçarak Adana’da küçük bir Ermeni Krallığına sığınmış; ancak Ermeniler tarafından Moğollar’a teslim edilmiştir.Türbesi (kümbeti) Hunat Hatun Külliyesinde bulunur. Anadolu`da İlk Türk Mimarisi Başlangıç Ve Gelişmesi, Prof. Dr. Oktay Aslanapa Türbesinde ölüm tarihi belirtilmez. Ancak sandukasındaki kitabede yer alan “’2..merhum ve şehid II. Gıyaseddin Keyhüsrev bin Keykubad’ın annesi Mahperi Hatun’dur” ifadesinden oğlunun şehit olduğu 1246’da hayatta olduğu düşünülür. Ayrıca İbn Bibi’nin anlatılarında, vezir Celaleddin Karatay’ın öldüğü 1254 yılında hayatta olduğu belirtilir.

 

  • Yazıyı Beğendin mi?  4

Benzer Yazılar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorumu yapmak için tıklayın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.